Yeryüzündeki Cennet

Ben 32 yaşında, garip hayaller kuran biriyim. Hayallerimden biri de, iki kızla sevişmekti. Günlük hayatın karmaşasından fırsatBen 32 yaşında, garip hayaller kuran biriyim. Hayallerimden biri de, iki kızla sevişmekti. Günlük hayatın karmaşasından fırsat bulunca, hep bunu düş ederdim ve yarağım da o sırada kazık gibi olurdu. Bir gün, kız arkadaşım Merale bu durumu açmaya karar verdim ama bunu nasıl yapacağımı bilemiyordum. Meral çıtı pıtı, seksi bir kızdı. Bir pazarlama şirketinde çalışan abisiyle beraber oturuyorlardı ve abisi şirketin işi için sık sık kent dışına çıkıyordu. O kent dışına çıkınca, ben de Meralimle kafa başa kalıyordum. Onların evinde yarı çıplak dolaşıyor, çerezlerimizi ve biralarımızı alıp televizyon seyrediyor, müzik dinliyor, dans ediyor ve birbirimizi iyice iştahlandırdıktan sonra da çılgınlar gibi seviyorduk. Bağırta bağırta, inlete inlete, saatlerce sikiyordum Merali. Çıtı pıtı bedenini kucağıma alıyor, yarağım amının derinliklerinde zonklarken o kanepeden diğeri kanepeye savuruyordum. İşte, hayalimi anlatacağım gün tekrar böyleydik. Halının üstüne uzanmış, hafif çakırkeyf bir halde, Meralin güzelim bacaklarını okşuyordum. Sonra, Alman RTL kanalında garip bir film başladı o sırada. Filmde pısırık duruşlu bir genç vardı ve bu genç iki kızla sevişiyordu. Ben hemen, fırsat bu fırsat deyip, “Şunun aldığı zevki ben de almak isterdim” dedim Merale. Meral, yan yan baktı önce. Sonra, “ciddi misin tatlım?” diye sordu. Ben de ona gayet ağırbaşlı olduğumu, böyle bir zevkin ne menem bir şey olduğunu fazla merak ettiğimi söyledim. Hatta, Meralin menfi şeyler söylemesini engellemek için, bu sözlerimin ardından derhal ona sarılıp dudaklarından uzun uzun öptüm. Öperken de, dilimi ağzının içinde daireler çizdirerek hızlı hızlı gezdirdim. Sonra, “üç dilin bir noktada buluşmasını bile merak ediyorum” dedim ona. İşte o sırada, sevgilim beklenmedik bir şey söyledi. “Karşılıklı yaparsak olur,” dedi. Nasıl, sordum. Sen iki kızla seviş, daha sonra da ben iki erkekle sevişeyim dedi. Ben de, nasıl olsa latife yapıyor diye, “Peki, kabul dedim” İşte, Meral o sırada yerinden kalktı ve Cemileyi aradı. Cemile en yakın arkadaşıydı Meralin, aralarından su sızmazdı. Kırk beş dakika geçti geçmedi, Cemile de geldi Merallerin evine. Biralarımızı tazeleyip sohbete başladık. Cemile olacakları bilmiyordu tabii. Meral de, onu kışkırtmak için devamlı bana sarılıyor, arada bir öpüyor, hatta elini uzatarak yarağımı pantolonumun üstünden yavaş yavaş okşuyordu. Derken, televizyonu kapatıp Boleroyu dinlemeye karar verdik. Daha doğrusu, bunu Meral istedi. Gitti CDyi taktı ve bolero başlar başlamaz, ışıkları söndürerek sehpanın üstündeki mumu yaktı. Mum ışığında boleroyu dinlemek fazla hoştu. Müzik ilerledikçe, yanıma gelip oturan Meralin hareketleri de rayından çıkmaya başlamıştı. Artık kazık gibi olan yarağımı resmen okşuyordu Meral, okşarken de tatlı tatlı sesler çıkarıyordu. Cemile tam karşımızda halının üstündeydi. Bize bakıp gülümsüyordu bazen. Yüzü kızarıyor muydu bilmiyorum, bu pek belli olmuyordu. Ama, Cemile daha sonra giderek rahatladı. Eteğinin kısalığını umursamadan, sere serpe oturmaya, yarı oturur bir vaziyette bizi sessizce izlemeye başladı. Meralin amı sulanmış olmalı ki, giderek azıtıyordu. Dudaklarıma hızla yapıştı bir ara, ben de bir yandan onu öperken, bir yandan da bacaklarını okşamaya ve eteğini yavaş yavaş yukarı sıyırmaya başladım. Derken, Cemilenin sessiz bakışları altında, biz soyunmaya başladık Meralle. Benim iri yarağım ortadaydı artık, Meralin avuçlarında, kıpkırmızı başıyla sallanıp duruyordu ve Cemile gözlerini dikmiş, devamlı yarağıma bakıyordu. Odanın içindeki müziğe Meralin ah oh sesleri karışmaya başlamıştı. Derken, Meral kolunu uzatıp Cemileyi yakaladı ve bize doğru asıldı. Cemile hiç nazlanmadan yaklaştı yanımıza. Elini tutup benim omzuma koydu onun Meral. Cemile de o sımsıcak dudaklarını dudaklarıma yaklaştırdı. Deliler gibi öpüşmeye başladık. Sonra, nasıl olduğunu bilemeden biz üçümüz o müziğin, o mum ışığının içinde birbirimize karıştık. O gece, defalarca siktim ikisini de. İki kızın arasında, kudurdum zekten. Böğürdüm danalar gibi… Öteki üçlüyü sonra anlatırım.